BURAYA DİKKAT

Astım

Yazarlar

Tanıdığım Şekib Avdagiç – Başarı dolu bir hayatın öyküsü

32 kez görüntülendi

Bu yazıyı hazırlamam istendiğinde gözümde lise yıllarım canlandı. Edebiyat öğretmenimiz, “kompozisyon” dersinde bizden konusu “Yere kuvvetle basıldığında veya bir rüzgar estiğinde çok miktarda toz ve yaprak havalanır, ancak ortam durulduğunda hepsi tekrar yere düşer” sözü olan bir yazı hazırlamamızı istemişti.

Seneler sonra bu konuyu tekrar işleyeceğim aklıma gelmemişti o zaman. Günü bu günmüş.

Anlatacağım, öyle bir başarı öyküsüdür ki kahramanı çalışkanlık, gayret, dürüstlük, doğruluk ve iman timsali güzel bir şahsiyettir. Aramızdan biri, İstanbul Ticaret Odası’nın yeni seçilen başkanı, gururumuz sevgili Şekib Avdagiç’tir.

Bir biyografi yazmak çok önemli ancak bir o kadar da zordur. Amacımız bir özgeçmiş sunmak değil, bir yaşam içindeki ulvi anlamı açığa çıkarmaktır.

Öykü Sosyalist Federal Yugoslavya Cumhuriyeti’nde, baskıcı ve bir ulusu, Boşnakları yok sayan daha doğrusu yok etmeyi amaçlayan bir yönetimin hüküm sürdüğü bir dönemde başlamaktadır. Onları (Boşnakları), aşağılayıcı anlamda kullandıkları “Turçin = Türk” kelimesiyle tanımlayan ve “Müslüman” olmalarından dolayı huzursuz eden ve her türlü sosyal ve iş ortamında yıldırıcı engeller ve baskılar uygulayan bir zihniyetin yönetim döneminde.

Bu baskı rejiminde benliklerini, kimliklerini, etnisitelerini ve dinlerini yaşamak, yaşatmak isteyen; henüz yaşamlarının baharında lise ve üniversite öğrencilerinin onurlu ve dirayetli bir dayanışmasının eseri olan ve uğrunda bir kısmının hayatlarını dahi feda edecek oldukları, hemen hepsinin hapislerde süründürüldükleri, işkence gördükleri, “Mladi Muslimani = Genç Müslümanlar” teşkilatının üyesi anne ve babanın üç çocuğundan biri, ortancasıdır Şekib.

Kendisini geliştirmiş ve ispatlamış bir yüksek makina mühendisi olan, çalışmaları ve dürüstlüğü ile mesleğinde öne çıkmış ve kendilerinden olup daha iyi yetişmiş birini bulamadıkları, ona muhtaç oldukları için istemedikleri halde kurumunun en üst mevkilerinde görevlendirilen, ancak bu mevkilerde dahi baskı ve takip altında tutulan bir babanın, Eşref Avdagiç’in oğludur.

Aynı şekilde başarılı öğrenimin önüne “Seni eğitmesini, istediğimiz -olman gereken- hale getirmesini biliriz” tehdidi ile set çekilen, tıp okuma hakkı elinden alınan, hukuk okumaya mecbur edilmiş, çalışkanlık ve dirayetiyle burada da kendisini kanıtlamış olmasından dolayı istenmediği ve engellendiği halde kilit noktalarda görevlendirilmiş bir annenin, Şahoviç ailesinin büyük kızı Suada Avdagiç’in oğludur.

Yönetim, zorlu bir görev için (o işi becerebilecek başka biri bulunamadığı için) Eşref Bey’i yurtdışına (Almanya) gönderir. Geri dönmesini garantiye almak üzere yalnız gönderilir ve ailesine pasaport verilmez. Görev tamamlandıktan sonra baba geri dönmemeye karar verir. İkna edilmesi için aileye baskılar uygulanır ancak mümkün olmaz. Bu kez ailenin ona eşlik etmemesi için tedbirler alınır. Bu da yoğun hukuk mücadelesi ile aşılır ve pasaportlar alınır. Aile, bir geçmişin, kazanımın, deneyimin, olanakların ve sosyal çevrenin üzerini bir kalemle çizerek, anne ise mesleğinden (hukukun yaşanılan ülkenin dilini çok iyi bilmeyi gerektirmesi nedeniyle) vazgeçerek “sıfır”dan başlamak üzere Almanya’ya gider. Burada geçinebilecek iş ve yaşam koşullarına ulaşılsa da çocuklarını özgürce Müslüman yetiştirebilmek ve “hicret” ruhuyla yaşamak için aile “onlar için Anavatan olan” Türkiye’ye göç eder.

Çekirdek ailenin İstanbul’a yerleştikten sonra da mücadelesi sürer. Sabrın ve kararlığın eseri meyvesini verecek ve olumlu yaşam ve geçim şartları oluşacaktır. Eşref Bey’in kurduğu firma konusunda öncü kuruluşlardan biri olacaktır. Çocuklarsa okullaşacaklar.

Şekib Bey böyle bir ailenin evladı olmanın verdiği mesuliyet ve aldığı aile terbiyesi ile doğrudan ve ulvi değerlerden bir an bile sapmadan gençliğini yaşamış, adım adım sürdürdüğü öğretim hayatını İstanbul Teknik Üniversitesinden makina mühendisliği diploması ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden “İşletmecilik İhtisas” programında diplomasını alarak tamamlamıştır.

Babanın erken yaşta ortaya çıkan rahatsızlığı ve vefatı, babanın kurduğu şirketin sorumluluğunun erken yaşta sırtlanılmasına neden olmuştur. Aynı aile terbiyesini ve öğrenimi almış, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden mezun makina mühendisi sevgili kardeşi Halid Avdagiç’le güç birliği yaparak baba yadigarı şirketin geliştirilmesini, Türkiye’nin ticaret ve sanayi hayatına kabul ettirilmesini sağlamışlardır.

Hayata atıldığı andan itibaren dünyevi mücadelesinin yanı sıra ebeveynlerinden aldığı mirası sürdürerek topluma hizmet etmek, topluma yararlı olmak, doğruların yaşaması ve haklının kuvvetli olması için de uğraş vermiştir. Bu nedenle pek çok sivil toplum kuruluşunda görev almış ve bunlardan bazılarında kurucu üye olmuş veya yönetimlerinde bulunmuştur. Bu uğraşıları sırasında temel hareket noktası bu kurumların belirlenen amaçları doğrultusunda ilerlemesi ve başarı elde etmesi olmuştur. Bu nedenle çoğu zaman şirketlerini kardeşinin maharetli ellerine teslim etmiş, kendisini kurumun idealine vakfetmiştir. Pozisyonunu asla kişisel veya şirketsel amaçları için kullanmamıştır.

1992 yılında yaşanan Bosna işgali, saldırısı ve soykırımı sırasında bölgeyle temaslarını en yüksek seviyede tutmuş ve her türlü yardımın ve desteğin sağlanmasında yardımcı olmuştur.

Bu özgün, çalışkan ve dürüst kişiliği nedeniyle dönemin yönetsel iradesi tarafından 2010 Avrupa Kültür Başkenti organizasyonunun yürütme kurulu başkanlığına getirilmiş ve bu görevini başarıyla ve alnının akıyla tamamlamıştır.

Dört dönem İstanbul Ticaret Odası (İTO) meclis üyeliği, bir dönem İTO başkan yardımcılığı ve son dönemde İTO meclis başkanlığı yapmıştır. Israrlı ve dirayetli çalışmaları kendisini zirveye taşımış ve bu dönemde (2018) İTO yönetim kurulu başkanlığına seçilmiştir.

Üyesi olduğu STK’ları sayabilmek için uzunca bir liste hazırlamak gerekir. Bunlar içerisinden ikisinden ayrı olarak söz etmek isterim ki bunlar onun Bosna’yla olan köken ve gönül bağının işaretidir ve bizi de bu yönüyle ayrıca ilgilendirmektedir. Bunlar Bosna Sancak Akademik Kültür ve Tarih Vakfı ile Uluslararası Sarajevo Üniversitesi Mütevelli üyeliğidir.

Sözün özü odur ki bir şeye inanarak, dürüst ve kararlı çalışmanın mutlaka bir karşılığı vardır ki bu yükselişin önünde durulamaz ve her daim kalıcıdır.

Bunun en canlı örneği olan, onu yakından tanımış olmak ve ailesinin bir mensubu olmaktan onur duyduğum değerli hemşerimiz, kardeşimiz Şekib Avdagiç’i başarılarından ötürü gönülden kutluyor, kendisiyle gurur duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Allah yolunu açık, niyetini mübarek işlerinde muvaffak eylesin.

Yazımı Namık Kemal’in bir şiirinden aldığım şu sözle bitiriyorum:

“Yüksel ki yerin bu yer değildir, Dünyaya gelmek hüner değildir!”

Elmas Orak
Elmas Orakelmasorak@gmail.com