BURAYA DİKKAT

Astım

Yazarlar

Özümüzü korumak

116 kez görüntülendi

Boşnak Dünyası okurları merhaba,

Yeni bir ayda ve yeni bir sayıda sizlerle bir arada olmanın mutluluğu içindeyim.

Eylül ayı ile birlikte bir sonbahar havası kendini hissettirmeye başlar. Bir yanda okul, bir yanda da kış hazırlıkları bu ay içinde arzı endam eder. Yaz tatilinin coşkusu bitmiş ve artık kendimize, günlük hayatımıza dönüş başlamıştır. Hele ki güzel bir tatil geçirmiş ve enerjimizi depolamışsak, kışa daha sağlam adımlarla hazırlanabiliriz.

Bu ayki konumu düşünürken izlediğim bir video beni çok etkiledi ve sizlerle bu videoda değinilen konular üzerinde hasbihal etmek istedim.

Videoda Bosnalı bir imam (İzet ef. Çamciç) cemaatine verdiği hutbede çok önemli konulara değiniyor. Ülkenin içinde bulunduğu maddi sıkıntıların temelinde sadece ekonomik sebeplere dayalı olmadığını gayet açık ve güzel örneklerle dile getiriyor. Bu örneklere baktığımızda bu durum sadece Bosna halkını değil bizleri de yakından ilgilendiriyor. Bu sorunlar aslında tüm dünyanın sorunları olma noktasında ilerliyor. Gerek birey olarak gerekse toplum olarak gitgide özümüzden uzaklaştığımız, kendi değerlerimizi göz ardı ettiğimiz bir dünyada sadece manevi değil maddi olarak da sıkıntılar ve çöküşler yaşarız.

Bu konuları açarak biraz detaylandıralım. Günümüzde hepimiz bize medyanın ve kapitalizmin empoze ettiği bir hayatı yaşama gayreti içerisindeyiz. Hayatımızda her şeyimiz olsun istiyoruz. Ama kendimizi yormadan, herhangi bir çaba göstermeden ve daha da acısı büyüklerimizin emek vererek sahip oldukları değerleri küçümseyerek bugün bize sunulan suni değerleri hayatlarımıza katmak arzusundayız.

Bir zamanlar topraklarını ekerek ailesinin geçimini sağlayan bir neslin çocukları şimdi sebzeleri ve meyveleri internet üzerinden satın alıyor. Eli toprağa değmeden, toprakta yetişen taze domatesin dalındaki kokusunu duymadan yetişen bir nesil var şimdi aramızda. Annelerin, anneannelerin yaptığı reçeller, marmelatlar, turşular yerine ketçaplar, mayonezler, salamlar tercih ediliyor. Ve bütün bunlar kültürel yozlaşma ile birlikte maddi külfet olarak da yansıyor hayatlarımıza.

Durup düşündüğümüzde daha birçok örnek gelebilir aklımıza bu konularda. Özünden kopan, dününü bilmeden yetişen bir toplumun geleceği de sağlam temeller üzerine oturamıyor maalesef.

Özünü kaybetmenin bir diğer göstergesi de atalarının dilini bilememek ve o dili konuşamamaktır. Yukarıda bahsettiğim videoyu beğendiğim için Boşnakça bileceğini düşündüğüm yakınlarım ve arkadaşlarımla paylaşmak istedim. Çünkü orada verilen mesajların hepimiz için önemli ve yararlı olduğunu düşünmüştüm. Ve bunu paylaştığım gruplardan “bunun Türkçesi var mı?” sorusuyla karşılaştığım zaman o acı gerçeği daha yakından gördüm. Boşnak anne ve babaların çocukları olarak çoğumuz Boşnakça bilmiyoruz.

Biz Boşnaklar özellikle çocuklarımıza dilimizi öğretme konusunda çok ihmalkar davranıyoruz maalesef. Bu ihmalkarlığın sonucunda da dedelerinin tarihini, geçmişini bilemeyecek bir nesil yetiştiriyoruz. Çünkü atalarımızın dili geçmişe uzanan bir bağ ve bizi geleceğe taşıyacak bir köprüdür. Ama bizler geçmiş ile bağlarımızı koparıp, köprülerimizi yıktığımız için de kendi değerlerimizden, zenginliklerimizden ve özümüzden bihaber olarak yaşıyoruz.

Peki Boşnaklar olarak bizler bu durumun değişmesi için neler yapabiliriz, neler yapmalıyız? Öncelikle dil yaşayan bir özelliğe sahiptir ve bizler dilimizi yaşamayı öğrenmeliyiz. Evlerimizde minimum düzeyde bile olsa dilimizi kullanmalıyız. Bunun yanı sıra da özellikle Boşnakça bilen yaşlılarımızı daha sık ziyaret edip, hem dilimizi geliştirmeli hem de onların kültürel tecrübelerinden yararlanmalıyız.

Artık okullarda seçmeli ders olarak Boşnakça dersinin de konduğunu biliyoruz. Seçmeli dersler istek ve talep doğrultusunda okutulur. Özellikle Boşnakların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde eğer talep edilirse Milli Eğitim Bakanlığı Boşnakça dersini çocuklarımız için müfredata ekleyecektir. Bu konuda bize düşen de okul idarelerine başvurup, seçmeli ders seçimi yapılırken Boşnakça dersini istediğimizi belirtmektir.

Evet belki yıllar önce bizler veya anne babalarımız çeşitli nedenlerle ata topraklarını bırakıp buralara gelmiş bulunuyoruz. Ve Türkiye bizim asli vatanımızdır artık. Bu konuda her Boşnak samimi bir şekilde Türkiye’yi seviyor ve sahip çıkıyor, buna hiç şüphem yok. Bu sevgi bizim kendi özümüzü bilmeye ve ona da sahip çıkmaya, onu yaşatmaya engel değildir. Hatta ve hatta bu iki değeri bir arada yaşatmak çok daha önemli ve gereklidir bizim için. Çünkü tarih boyunca Türk ve Boşnak kardeşliği ve kültür etkileşimi süregelmiştir. Bizler de bunun devamı için her iki kanadımızı güçlü tutmalıyız ki daha yüksek hedeflere varabilelim.

Değerli Boşnak Dünyası okurlarımız,

Selam ve saygılarımla. Allah’a emanet olun.

Emine Sakarya
Emine Sakaryaeminesakarya@hotmail.com