BURAYA DİKKAT

Astım

Yazarlar

Hem seçimleri, hem de Ramazanı kaybettik

31 kez görüntülendi

Manevi iklimin çok yoğun olduğu Ramazan ayını idrak etmeye çalıştık. Tabi bu ayın içinde ve sonrasında ülkemizde çok ciddi bir seçim süreci yaşandı. Belki bizler için çok önemli bir süreçti, lakin birbirini kırma, takınılan tavır, kullanılan üslup, muhatabına kendi fikriyatını kabul ettirme çabaları… Oysa ki Ramazan neydi, bayram neydi, oruç neydi? Fitre, zekat neydi?

Ramazan ve oruç, aslında aç olan anmak ve anlamak mıydı, yoksa zengin menülü yerlerde alabildiğine israf içinde iftar ve sahur yapmak mıydı?

Ramazan ayı aslında birçok yapılan hatanın yapılmaması gerekip, yaptığımız güzel işlerin karşılığı bazen 1’e 10, bazen 1’e 70, hatta özel gecelerde 1’e 50 bine varan kazanç elde etmek yerine, belediyelerin fütursuzca tam da manevi yoğunluğun en üst safhada olduğu teravih saatinde bangır bangır müzikler ile, olur olmaz parazitler ile o ortamı darmadağın etmek miydi?

Ramazan, fakiri gözetme, onurunu kırmadan incitmeden muhtaç olanı yedirmek giydirmek miydi, yoksa riya içinde caka satmak için kendi reklamını yapmak adına karşısındakini düşünmeden çarşaf çarşaf reklamlar yaparak kumanya vesaire yapıp bütün sosyal platformlarda paylaşmak mıydı?

Aslında Ramazan herkesin haddini bilmesi, birbirini anlaması, manevi değerlerin daha üst seviyede yaşanması sadece dini değil insani vicdani meselelerin daha da kaliteli yaşanıp yaşatılmasına gayret etmek, manevi boyutta da en iyisini yapabilmek ve Ramazanın bereketi ile kazandığımız bu güzel hasletleri bütün hayatın içine yayıp daha kaliteli insan olmaktı. Lakin birtakım şeyler hep buna engel oldu. Kimi zaman içimizdeki haset, kimi zaman siyaset, kimi zaman kişisel menfaat, yukarıda değindiğimiz meseleye kadar geliyor bu iş.

Yani ülkemizin içinden geçtiği bu siyasi süreç ki; Ramazana denk gelmesi bana göre çok büyük bir talihsizlik oldu. Zira Ramazanın birleştirici bağlayıcı özelliklerini bizim kullanamamamıza sebep oldu. Siyasi fikri, dini inancı, dünya görüşü ne olursa olsun ilk başta bizim onu olduğu gibi kabul edip bizim insan olabilmemiz gerekmiyor muydu; tam da en iyi şansımız olan Ramazan ayı içerisinde? Çünkü bütün mesele insan kalabilmek değil miydi? Rahmetli Alija ne demişti, “savaşta ve sonrasında insan kalabilmek”ti bizim derdimiz.

Benim fikrimden, benim inancımdan, benim ırkımdan vesaire değilse, her şeyi yapabilir, konuşabilir ve yaşatabilirimden ziyade karşındakini anlamaya çalışma, her türlü duygu ve düşüncelerine saygı gösterme, her kesimin özel anlarında onlara destek verme ve insan kalabilme olmalı bence Ramazanın neticesi…

Bir konu daha var ki herkes bir şeyler yazdı, çizdi, ben de değinmeden geçmek istemedim. Toplumumuzun önde gelenlerinin önderliğinde siyasi atılımların yapılmasının gerçekleşeceğini düşündüğüm bir seçim sürecine gireceğimizi umut ediyordum. Fakat hiç de öyle olmadı, neredeyse hiçbir siyasi parti bizlerden birilerini aday yapmadı. “Saffet Sancaklı var ya” dediğinizi duyar gibiyim ama kusura bakmayın Sayın Sancaklı Boşnak ya da Rumeli kontenjanı ile Meclis’te değil, bundan böyle de olmayacaktır.

Yani en çok destek verdiğimiz partiler; her yerde “siz bizimsiniz” derken aslında hiç de kaale almadıklarını gösterdiler. Oysa bizim yapmamız gereken, gerekli bütün çevrelerle çalışmalar yapıp temsil mercilerini oluşturmak ama öncesinde kendi birlik ve beraberliğimizi sağlamak, bizden öne çıkan kim ise hiçbir detaya bakmadan koşulsuz destek vermek olmalı.

Son olarak Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneğimizin yeni yönetim kurulunu tebrik eder, Başkan Muhammed Sancaktar ve ekibinin başarılarının artarak devam etmesini dilerim. Özellikle yönetim kurulunda görev alan Hüseyin Ağaoğlu (Agoviç) kardeşimin de yolunun açık, hizmetlerinin daim olmasını dilerim.

Allahimanet

Erol Sevim
Erol Sevimerol@sancakliinsaat.com.tr