BURAYA DİKKAT

Astım

Yazarlar

Dosta yazılmış satırlar

25 kez görüntülendi

Merhaba sevgili dost,

Yüreğim, beynim ve kalemim o kadar dolu ki taşmak istiyor. Ben de bu içimden taşanları sana dökmek isterim. Gönül telimden bu dökülenleri sen de can kulağınla dinler misin?

Ey dost, günler gelip geçiyor. Dünya üzerindeki ömür yavaş yavaş tamamlanıyor. Neden bilinmez ileriye doğru yol aldıkça geride kalanlar, hayatımıza dokunanlar daha bir özlenir oluyor. Bu bazen bir çocukluk anısı, bazen okuldan bir kare bazen de sevdiğin bir arkadaşla yaşadığın bir çılgınlık oluyor. Anıların saklandığı o değerli kutudan sen istemesen bile çıkıp gözünün önünde canlanıveriyor. Daha da fazlası; bazen yediğin bir yemeğin tadı bile o anda damağında dolaşıyor. Ya da bazen rüyalar o kadar gerçekçi oluyor ki özlediğin kişi veya olaylar hayatından şöyle bir geçiveriyor.

Bir şeyi özleyebilmek için onu yaşamış olmak ve hayatında bir iz bırakmış olması gerekir. Bu nedenle bir şeye özlem duymak güzel yaşantıların olduğunu gösterir sevgili dost. Özlemek geçmiş ile aramızdaki görünmez bir bağdır aslında. Özlemimiz geçmiş güzellikleri unutmamıza fırsat vermez. Sık sık aklımıza düşürerek hatırlatır bize.

Evet sevgili dost… Sen de özlem duyuyor musun bilmem ama ben eski dostlukları özlüyorum. Okulda çocuk yaşta bile olsak yaşadığımız o içten dostlukları. Yağmurdan ve gök gürültüsünden korkuyor diye evine kadar bıraktığım arkadaşımı da, evine beraber uğradığımızda ablasının ikimize de ekmek arası hazırlayıp elimize tutuşturduğu o candan arkadaşımı da özlüyorum.

Senin hayatında yer tuttu mu bilmem ama ben posedakları (akşam oturmaları) da özlüyorum dost. İnsanların evlerinde hep birlikte toplandıkları, kış gecelerinde şporetin içinde pişmiş kompir ve raso ikramının eksik olmadığı o posedaklar. O zamanlar çocuk veya gençler başka odaya çekilmezdik. Büyüklerle birlikte oturur, bizim için aslında tarihi bir vesika olan anıları dinlerdik. Bazen bizi de kattıkları oyunlara eşlik eder, büyük ve mutlu bir bütünün parçası olurduk. Onlardan öğreneceğimiz çok şey vardı bu hayatta ve öğrendik de. Biz sevgiyi, saygıyı, sabrı, paylaşmayı ve vefalı olmayı sadece anne babalarımızdan değil, o posedaklardaki büyüklerimizden ve orada anlatılan hikayelerden öğrendik. Biz o ortamlarda büyüdük, olgunlaştık ve insanlığımızı pekiştirdik.

Bugünkü dünyaya baktığımda içim acıyor dost… Artık insanlar yapayalnız gibi geliyor bana. Yanılıyor muyum dersin? Bakıyorsun kalabalık gruplar ama herkes kendi başına. Kimse birbirini hissetmiyor. Yüzündeki mutluluğu, kederi ya da umudu görmüyor. Daha da acısı insanlar artık bu duygularını yüzlerinde yansıtmaya gerek duymuyor. Nasıl olsa ellerindeki akıllı telefonlarda bu duyguları anlatacak bir sürü emoji denen resimler var. Başkaları bizim yerimize düşünüyor ve bizim yerimize hissediyor. Yani aklımızın ve duygularımızın kontrolü bizim elimizde değil mi ne dersin dostum 🙁

Bu aklını ve duygularını kullanamayan insanların oluşturduğu modern dünya nasıl bir dünya peki? Herkes mutlu huzurlu ve gelecekten umutlu mu? Yoksa insan olmanın tüm olumlu vasıflarını kaybetmiş, sadece zevk ve istekleri uğruna başkalarının canını yakmaktan kaçınmayan, dünyada yaşamanın sadece kendi hakkı olduğunu düşünen ve böyle davranan bir canlılar topluluğu mu var bu yeni dünyada?

Ey dost, insanların son zamanlardaki bu korkunç değişiminin arkasındaki önemli bir etken nedir biliyor musun?  Allah sevgisi ve Allah korkusunun bulunmamasıdır bence. Bir insanı kontrol altında tutabilecek en büyük güç Allah sevgisi ve korkusudur. Vicdan dediğimiz mekanizma da bundan beslenir ve bununla ayakta kalır. Allah korkusu olmayan insanın vicdanı da olmaz ve ondan her türlü kötülük beklenir. Rabbim hepimizi böyle mahluklardan korusun sevgili dostum.

Dostum, içim dolu idi seninle paylaştım. Dilerim canını sıkmadım. Dost dostun dermanıdır. Sen beni dinledin, derman oldun. Dilerim Rabbim hepimizin sıkıntılarını gidersin, dertlerimize derman olacak dostlarla buluştursun bizleri.

Sağlıcakla kal. Allah’a emanet ol.

Emine Sakarya
Emine Sakaryaeminesakarya@hotmail.com