BURAYA DİKKAT

Astım

Yazarlar

Bosna’da “sessiz soykırım” devam ediyor

20 kez görüntülendi

Çoğu annenin hayatta en önemli amacı evladının mürüvvetini görmek, Srebrenica annelerinin hayatta tek amacı evladının bedeninin bulunması, cenaze namazının kılınması ve defnedilmesi. Umutları olmazsa da adaletin yerine geldiğini görmeleri.

Srebrenica annesi Hatica Mehmedoviç 25 Temmuz 2017 Çarşamba günü toprağa verildi. İki gencecik oğlu ve kocası ile onlarca akrabası Srebrenica Boşnak Soykırımı’nda öldürülmüş ve 23 yıl geçmesine rağmen oğulları dahil birçok yakınının cesetleri şimdiye kadar bulunamamıştı. Adaletten bir ışık bile yok. Sırp milliyetçilerin Mehmedoviç için attığı mesajlar, sözler “sessiz bir soykırım”ın devam ettiğini göstermektedir. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.

“Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayınız. Çünkü unutulan soykırımlar tekrarlanır.”

Soykırıma uğrayan bir ulusun Başkanı, Bilge Kral İzetbegoviç özellikle Dayton Antlaşması’nın imzalanması sırasında yaşadıklarından sonra – ”…… Amerika Birleşik Devletleri tarafından verilen ültimatom göz önünde bulundurulduğunda, “uzun ve tedirgin bir sessizlik”ten sonra, “hiç kimse tek bir kelime bile söylememişken” İzetbegoviç “yavaşca ‘Bu adil bir barış değil‘ sözlerini sarfetti.” Akabinde, “neredeyse duyulmayacak derecede kısık bir sesle, kendini zorlayarak: ‘Ama benim halkımın barışa ihtiyacı var’ sözlerini mırıldadı.” -ancak bu kadarını söyleyebilirdi.

Unutmayacağız, unutturmayacağız… Pelesenk olmuş, ezbere söylenen bir söz.

Bugün Bosna’da soykırıma uğrayan Boşnakların yakınları hayatta. Acı ve zulüm görmeye devam ediyor. Bosnalılar için adalet hala sağlanamadı. Onlar için yapabileceklerimiz varken yalnızca “unutmamak” ne işe yarıyor? Pasif bir söylem! Türkiye için artık değişmeli. “Adalet “ isteğimizi yüksek bir sesle haykırmalıyız. “Ve adaletin inşası”na katkıda bulunmak için çabalamalı, çalışmalıyız. Çünkü adaletsiz bir barış mümkün değildir.

Nereden başlamalıyız?

1994-97 yılları arasında Birleşmiş Milletler Bosna Yüksek Temsilcisi’nin Özel Danışmanlığını ve Sözcülüğünü yapan Colum Murphy Bosna’da olanları anlayan ve buna göre tepki veren nadir batılılardan biridir. Bu gerçekçi tutumu yüzünden kariyerinden olmasına rağmen vazgeçmemiştir. 21 Mayıs 1997 Çarşamba günü, Panorama Oteli’ndeki konuşması cesareti ve geleceğe dair öngörüsü ile tarihe geçecek bir konuşma olmuştur. Özetle;

Republika Sırpska’da, Pale’deki Panorama Oteli’ne hoşgeldiniz.

Burası özel bir yerdir. Çünkü bu ve çevredeki binalardan Saraybosna, Srebrenica ve diğer yerlerin kuşatma ve eziyet talimatları gönderilmiştir.

Şimdi gerekli olan buradan doğruların dile getirilmesidir. Bu nedenle burası savaş suçlarından, savaş suçu sanıklarından ve barış sürecini tehdit eden etkilerinin temsil ettiği hadiseden bahsetmek için iyi bir yerdir.

….Kötülük artık yapıldı. Büyük kötülük yapıldı. Bunun hesabı görülmelidir. Bu bölgeden kötülük emri verilmiştir. Bunu şimdi bütün dünya bilmektedir. Gerçeğin üstü kapatılamaz. Ne şimdi ne de gelecekte, hiçbir zaman.

….Doğrunun ve geçmişin kabul edilmesi ileriye dönük tek yoldur. Bunun için Sırp cesaretine ihtiyaç var. Savaş alanındaki cesaret değil, insanın kendisiyle hesaplaşma cesareti.

….Gerçek kabul edilmeden tam barışa kavuşmak mümkün değildi. Çocuklarınız için bunu yapmalısınız.” demiştir.

Demek ki adaletin sağlanması için ileriye dönük talep etmemiz gereken birinci yol; Sırplar tarafından “soykırım” ifadesinin kullanılması Bosna’da hakikatın ortaya çıkması ve yüzleşmenin gerçekleşmesi olmalıdır.

Ocak 2009’da, Avrupa Parlamentosu bir karar alarak Avrupa Birliği (AB) kurumlarına, 11 Temmuz’un AB genelinde Srebrenica Soykırımı’nın yıl dönümü olarak anılması çağrısında bulundu. Kimse “Auschwitz” ya da “Treblinka“ soykırımı demiyor. “Yahudi Soykırımı” diyor. ”Srebrenica Soykırımı” doğru bir söylem değil. Doğrusu “Boşnak Soykırımı” olmalıdır. Uluslar arası hukuka uyalım derseniz de doğrusu “Srebrenica Boşnak Soykırımı“ olmalıdır ve böyle ifade edilmelidir.

Srebrenica’da dolaylı, dolaysız soykırıma katılanların sayısı 25.000, bunların 19.000’i savunma ve içişleri bakanlığı elemanları. Görevleri başındalar ve Boşnaklar her gün devlet dairelerinde katilleriyle karşılaşıyorlar. Sessiz soykırım devam ediyor. Soykırıma katılanlar tamamı vicdanları rahatlatacak ceza görmelidir.

Sırplar ele geçirdikleri Boşnaklara ait toprakları sahiplerine vermeli ve Mültecilerin geriye dönüşü konusunda tüm engeller kalkmalı ve problemler yakından takip edilmelidir. Sırplar insan hakları, demokrasi ve bir arada yaşama konusunda üzerine düşeni yapmalıdırlar.

Sırplar, Bosna Savaşı’nda saldırıya uğramış vatanlarının bağımsızlığını korumak ve vatanlarını işgalden kurtarmak için yoktan var ettikleri Bosna Hersek Cumhuriyet Ordusu’nun komutanları hakkında, kendi ordu komutanlarının savaş ve insanlık suçlarını işlemekten ve de soykırım yapmaktan dolayı aldıkları cezaları aklamak için açtıkları ve çeşitli kumpaslar ile açtırmakta oldukları davalardan vazgeçmelidir.

Boşnak komutanların sorumluluk bölgelerinde kendi kontrolleri dışındaki paramiliter ve gönüllüler veya siviller tarafından işlenmiş olan her suçtan komutanları sorumlu tutmak ve işlenmiş olan insanlık ve savaş suçlarını onlara yükleyerek mahkum ettirmeye çalışmanın arkasında soykırımın olmadığı, suçların karşılıklı olarak işlendiği algısını yaratma çabaları yatıyor. Yüksek paralar ödeyerek tutulan yalancı şahitler ve iftiralar ile Sırplar bir yere varamazlar. Elbette bu davalar ile komutanlar yıpratılmakta, iftira atılmış olsa dahi mahkeme ve savunma ücretlerinin yüksek olması, tüm masrafların kendileri tarafından karşılanması, Bosna Hersek hükümeti veya bir bakanlık, kurum tarafından maddi yönden desteklenmemeleri Sırpları memnun ediyor olabilir ama, bu yolla Boşnaklara yaptıkları soykırım suçundan asla aklanamazlar.

Bu konuda komutan Naser Oriç örneği çok çarpıcıdır. Aynı suçlamalardan Lahey Adalet Divanı dahil diğer iki mahkemede de aklanmış olmasına rağmen yeniden yargılanacak olması ısrarla savaşın ne şekilde devam ettirildiğinin açık bir ispatıdır. Sırplar bu tür eylemlerden vazgeçmelidir.

Bosna Hersek Devleti’nin üniter bir bütün olarak işlevi önlenmekte ve ekonomik yıkıma yol açmaktadır. İşsizlik bazı insanları intihara, bazılarını da göç etmeye zorlamaktadır. “Sessiz Soykırım“ devam etmektedir. Soykırıma -hiçbir zaman- izin verilmeyeceğine defalarca söz veren ve sözünü tutmayan, Bosna’yı defalarca hayal kırıklığına uğratan uluslararası toplum oldu. İkinci bir Dayton Antlaşması ile Bosna Hersek Devleti’nin üniter bir devlet olarak ekonomik yapılanması sağlanmalı, uluslararası toplum üzerine düşen görevi yapmalıdır.

Bosna’nın geleceği için ülke AB ve NATO şemsiyesi altına girmelidir.

Bosna için yapılacak çok şey var…

 

Adem Fazlıoğlu
Adem Fazlıoğluadem@ademfazlioglu.com