BURAYA DİKKAT

Astım

Yazarlar

Bosna Sancak Kültür Günleri ve Caz

18 kez görüntülendi

Bosnalılar Avrupa’nın en eski halklarından biridir ve son buzul çağından (20-30 bin yıl öncesinden) beri Bosna ve civarında yaşamaktadırlar. Bu gerçek Sarajevo Üniversitesi’nden Prof. Dr. Damir Maryanoviç’in uluslararası bir tıp heyeti ile 2000’li yıllardan bu yana yapmakta olduğu genetik araştırmalarda ortaya çıkmıştır. Konyiç yakınlarında bir mağarada ise 16 bin yıl öncesine ait duvar resimleri bulundu ve o mağara ziyarete açıldı. Daha sonra ise Orta Bosna’da Neolitik Çağda (8 bin yıl öncesi) Butmir kültürü (Butmirska kultura) gelişmişti. 6 bin yıl öncesi ise Balkan kavimleri bölgeye yayılmaya başlamış ve Traklar ile Doğu Anadolu kökenli İlirler (Desidiatlar), Bosna’da ilk devlet yapısını kurup, yerel halk ile karışarak yeni bir kültür oluşturmaya başlamışlardı. Yine aynı tezleri savunan onlarca bilimsel yayın yapılmıştır.

İlirler yanında sırası ile Keltler, Romalılar, Hunlar, Gotlar, Avarlar, Slavlar, Peçenekler, Franklar Bosna’ya hakimiyet kurup kendi kültürlerinin izlerini bıraktıktan sonra Bosna’nın kendi ülke ismi ile anılan ilk devleti olan Bosna Beyliği (Bosanska Banovina) 10. asırda meşhur Ban Kulin ile tarihteki yerini almıştı. Bogomil inancı ile gelişen bu yeni Ortaçağ Boşnyanin kültürü aslında köklerini geçmişin binlerce yıl öncesinden alıyordu. 1377’deki Bosna Krallık dönemi de Bosna Halkını, Avrupa Krallıklarını gölgede bırakacak bir kültür yapısına kavuşturmuştu. 1463 yılında Fatih’in Bosna’yı fethetmesinden sonra bu zengin Boşnyanin kültürüne, doğudan gelen Fars ve Arap kültürü ile Orta Asya kültürünün zengin bir karışımı olan Osmanlı Türk İslam kültürü etki etmiş ve ortaya müthiş bir Boşnak kültürü çıkarmıştır ki tam 600 yıl boyunca kendi içinde dallanarak bir hazineye dönüşmüştü. 1878 yılında Avusturya Macaristan hakimiyetine giren Bosna’ya, Batı Avrupa kültürü de karışmış, son dönemde de eski Yugoslavya kültürü ile bu zengin Boşnak kültürü adeta kendini de aşan bir duruma gelmişti.

Son 3 yıldır Bosna Sancak Akademik Kültür ve Tarih Vakfı ile Bayrampaşa’daki derneğimiz, bu yıl da Pendik’teki derneğimiz de onlara katılarak, “Bosna Sancak Kültür Günleri” adı altında İstanbul’da iki hafta süren bir etkinlik düzenlemektedir. Biz Boşnaklardan uzakta ve de birkaç konu dışında Avrupa’nın en zengin kültürlerinden biri olan Boşnak Kültürünün geleneksel ve tarihi yönünü yansıtan programlar yerine popüler Bosna Hersek kültürünü yansıtan programlar tercih edildiğini gözlemliyoruz.

Bu yılki programlarda ise bir türlü aklımın almadığı bir caz konseri vardı. Bilindiği gibi caz müziği 1880’li yıllarda Amerika’nın New Orleans şehrinde Afro Amerikalıların (zencilerin) ortaya çıkardığı batılı anlamda bir arabesk müzik türüdür. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm Amerika’ya ve daha sonra da dünyaya yayılmıştır.

Bizim Boşnak kültürümüz ile sadece Boşnak müzisyenlerin o müziği çalıp söylemelerinden başka hiçbir ilişkisi yoktur. Bu caz grubunun Boşnak şarkılarını da çalıyor olması bu müzik türünün geleneksel ve tarihi Boşnak müzik kültürünü temsil ettiği anlamına gelmez.

Bunun yanında filmler ve sinema ile ilgili söyleşiler; adeta Bosna Hersek Sinema Günleri gibi bir etkinlik görüntüsü veriyor. Konserler de bol bol ama, bu konserler ve şarkılar hangi günlere rastlıyor bilmem farkında mısınız? Hemen hatırlatayım, Bosna Hersek ve Boşnakların tarihindeki en büyük insan, adını tarihe altın harflerle yazdırmış olan Aliya İzetbegoviç’in ölüm yıldönümüne rastlayan günlerden söz ediyorum! Aliya ile ilgili herhangi bir program ise hiç düşünülmemiş.

Bir de kitap tanıtımı vardı, “Boşnakların Tarihi” adlı bir kitap. Bir önceki yazımda yazdım. Boşnaklar son 300 yılda 11 defa soykırım yaşadı. Bu soykırımlar, Boşnaklara karşı Sırp, Hırvat ve Karadağlılar tarafından farklı tarihlerde ama aynı sebepler ileri sürülerek yapıldı. Sebep olarak da Boşnakların din değiştirmiş olmaları, onları eski dinlerine döndürmek istedikleri, Boşnakların Slav ırkından da oldukları iddia edilerek bu ırka da ihanet etmiş oldukları safsatasıdır. Bunun gibi safsatalar ileri sürerek her dönemde Hristiyan ve Slav dünyasını kendi taraflarına çektiler ve onların Batı dünyası ile birlikte soykırımları görmezlikten gelmelerini sağladılar.

Bosna Savaşı’ndan sonra Sırp, Hırvat ve Karadağ ortak baskılarından kurtulan Boşnak bilim insanları özellikle 2000’li yıllardan sonra yaptıkları bilimsel araştırma ve çalışmalar sonucu, Boşnakların Slav kökenli olmadıklarını sadece tarihi belgelerle değil tartışma götürmeyen genetik çalışmalar ile de ortaya koydular. Bu kitap ise Boşnakların Slav olduğunu varsayıyor. “Varsayıyor” diyorum çünkü yazar kitapta ortaya mevcut bir bilimsel belge koymayıp sadece kendi kanaatine dayanarak bu söylemi tekrarlayıp duruyor. Kitabın tanıtımı için davet edilen Prof. Dr. Senadin Laviç bile bu tezi reddediyor ve Boşnakların küçük bir kısmının Slavlar ile alakalı olduklarını söylüyor.

İnsan kendini, bunun neresi “Bosna Sancak Kültür Günleri” demekten alıkoyamıyor. En basit bir soru; binlerce yıllık bu kültürün kendi içinde kendine ait bir müziği mi yoktu da eloğlunun caz müziğine kalmış?

Bu olsa, olsa “Bosna Hersek Günleri”dir ve bu programlara göre doğru olan isim de bu isimdir. Bütün programlar elbette Bosna Hersek ile ilgilidir ama Boşnakların kültürü ile ilgili değildir. Bu isim altında bu gibi program yapılmış olsaydı kimsenin bir şey demeye hakkı olmazdı. Sonuçta vakıf ve dernek yöneticilerimizin tercihidir. Gider seyreder veya seyretmezsiniz, size kalmış. O ayrı bir mesele. Neden böyle bir etkinlik yapıyorsunuz diye de kimsenin sormaya hakkı yok. Ama “Bosna Sancak Kültür Günleri” derseniz, Türkiye’deki tüm Boşnakları bağlar ve doğru işler yapılıyorsa alkış ve destek, yanlış işler yapılıyorsa da uyarı ve eleştiri yapma hakkımız doğar. Bu programlar benim geleneksel ve tarihi Boşnak kültürümü yansıtmıyor. Bundan dolayı özellikle bu sene hiçbir programına gitmedim. Ben Aliya İzetbegoviç’i anma programlarına gittim. Daha da üzücü olanı, bu gibi programların Boşnak kültürünü yozlaştırıldığı kanaatinin insanlarımızda oluşmaya başlamasıdır.

Bosna Hersek’ten ve Sancak’tan bahsediyoruz. Gerçi Sancak’ın esamesi okunmuyor. Ne diyebilirim ki? Sadece Rojaye Folklor ekibi bile bu programlardan çok daha fazla etkili olurdu diye düşünüyorum. Programlara kaç insan geldi?

Bosna Hersek, kültür açısından o kadar zengin bir ülke ki her bölgesi ayrı bir dünya. Krayina’dan (Batı Bosna) Podrinye’ye (Drina Vadisi), Hersek’ten Brçko’ya kadar, orta kısımda da tarihi kadim Bosna bölgesi dahil, her şehri bir başka dünya. Saraybosna, Tuzla, Zenitsa, Mostar, Travnik, Bihaç, Yaytse  Stolaç, Banya Luka, Srebrenica, Gorajde ve diğer onlarcası. Diğer tarafta Sancak. Plav-Gusinye, Berane, Taşlıca, Akova, Kolaşin, Rojaye, Syenitsa, Yenipazar ve diğer şehirler. Bu yerlerin geleneksel ve yöresel müzikleri hiç mi yok? Benim Boşnak babam, dedem, Boşnyanin dedem, Avar dedem, İlir dedem caz mı çalıyordu? Dede ile torunu arasındaki bağı hangi kültür dalında keserseniz kesin biliniz ki o an, o kültür dalı orada ölür ve yok olur gider. Ardından da kültürün tümü biter, unutulur gider.

Her geçen gün kültürümüzü kaybetmekte olan biz Türkiye’deki Boşnakların, kültürlerini tanımak ve yaşatmak için caz müziği mi gerekiyordu? Filmlere mi ihtiyacımız vardı? Tasarım sanatı sergileri ile mi geçmişimizi geleceğimize taşıyacağız, gelecek nesillerimize kültürümüzü aktaracağız?

Biz Türkiye’ye zorunlu göç etmiş olan Boşnakların okumuş, aydın, entelektüel akademisyenleri, STK yöneticileri, içinden çıktığımız ve bizleri bu seviyelere getiren toplumumuza geri dönüşümüz kendi öz, geleneksel o kadar zengin müziğimiz varken, caz müziği ile mi olacaktı?

Nusret Sancaklı
Nusret Sancaklınsancakli@yahoo.com