BURAYA DİKKAT

Astım

Yazarlar

Belirsizlik silsilesi

8 kez görüntülendi

Hayatım boyunca yaptığım birçok şeyden şüphe duydum. Her günüm acabalarla geçti. Ne keşkelerim eksik oldu hayatımdan ne de belkilerim. Belirsizlik silsilesinde kaybettim ruhumu. Belki herkes gibi bu biliyorum, ama ben herkes gibi değilim. Böyle yaşayamıyorum artık, hele bu… Yürüdüğüm yolda bile ayaklarım geri gidiyor sanki. Onları ileri taşımaya ne gücüm var ne de ruhum. İlerleyemiyorum, geri de gidemiyorum maalesef. Olduğum yerde kalakaldım. Esen ılık rüzgar bile ruhumu almak istercesine savuruyor saçlarımı, geçen yılların cezasını çektiriyor sanki. Yıllardır doğmayan güneşim bugün de esen rüzgarlara bıraktı beni. Doğmadı ve doğmayacak bir daha, bundan sonra doğmasını da bekleyemem zaten. Ama yapamazdım ki… Ufak ufak da olsa yürüdüm, üç gün mü üç ay mı ne, bilemiyorum tam. Kontrolsüzce yürüyorum. Bazen bir nehirin şırıltısı durduruyor beni bazen de ayaklarıma karşı koyamıyorum, kendimle hesaplaşmam berabere kalıyor ve hareketsiz kalıyorum olduğum yerde. Al işte yine ağlıyorum, neden ben de bilmiyorum, sadece birkaç damla gözyaşının getirdiği o burukluk var yüreğimde. Keşkeler, acabalar, bütün hepsi o kadar yaktı, kavurdu kalbimi ki hissizleştim, artık hiçbir şey işleyemiyorum ruhuma da yüreğime de. Nedendir bilinmez, göz yaşlarım da bırakmıyor bir an bile. Ama aynı zamanda nerede olduğumu öğrendim bu yol boyunca. Sanki 35 yıldır hiç aynaya bakmamışım gibi hissettim. Yıllar, gençliğim, ne çabuk da ellerimden uçuvermiş. Farkında olmadan neler değişmiş hayatımda, kaç kıyafet eskimiş üstümde, hepsini teker teker giydirmişim ruhuma. Peki şimdi, ne kaldı geriye? Onca yıl değmiş mi yaşadığıma, değiştirebilmiş miyim kendimi? Hiç, yıllarca sadece hiçlik yağmuruna tutulmuşum. Yağmurda ıslanmışım ama bir türlü yolumu bulamamışım. Şimdi fark ediyorum, yolum yarılanmış, ömrümün ortasındayım. Ne delikanlı çağım kalmış ne buna gücüm. Olduğum ben, ben değilim sanki. Yıllarca olmadığım bir beni tanıtmışım insanlara, aslında herkes kadar ben de yabancıymışım kendime. Tanımadığım ben önünü göremezken ben ona gözlük vermemişim. Çöllere düşmüş, susuz bırakmışım. Gelecekten beklentisi olmadığı gibi, geçmişi de beklememiş hiçbir zaman. Getirdiği; belkiler, acabalar, keşkeler de hiçten farksız, faydadan çok zarar ona. Şimdi dön desem, dönemem ki 35 yıl geriye. Kalan 35’imde de yorgan eskitsem ne fayda. Ne var ki herkes gibi “tamam ya bundan sonra değişeceğim” de diyemiyorum. Herkes gibi değilim demiştim ya, tanımıyorum ki kendimi. Aslında tanısam da sevecek bir tip olmadığını biliyorum kendimin. Boşa pedal çevirmişim, zincirim atmış yıllarca, bense bunu yeni fark etmişim. Bu kendimi bilmezliğim mi yoksa son yaptığım aptallık mı daha kötü. Ah, hangi aptal benim gibi yapardı? Hiç mi acıma duygum yok benim? Ben o 9 ayın hakkını veremedim anne. Ne 9 ayın ne de 35 yılın. Ben kendimi bilmezken, sen beni korudun, bense var gücümle kaçtım. Bencilliğime doymayayım. Sırf sen de değil ki kardeşlerimi… Söylemeye gücüm varmazken, ben ne zaman böyle birine dönüştüm? Oysaki üç gün önce yaptığımız konuşma, söz vermiştim değil mi?

Aslında güzel başlamıştı günüm, güzel biter sanmıştım. Çoğu zaman yaptığım gibi yatağımdan doğrulur doğrulmaz camın önüne kondum minik bir serçe gibi. Etrafı seyre daldım, yurdumun havası bana hep iyi gelmiştir. Rüyamda gördüklerim, film rulosu gibi gözlerimin önünden geçti. O kadar güzeldi ki, yıllardır rüyalarına hasret kaldığım babamı gördüm. Ah ne kadar da özlemiştim onu! Kardeşlerimin odaya izinsiz dalmasıyla bütün düşüncelerimden sıyrıldım. Buna ne kadar sinirlensem de içimde tuttum öfkemi, iyi ki de tutmuşum, zaten kardeşlerimin günaydın sarılmasıyla öfkem de uçup gitti. İçeri gittik hep birlikte, bayram sabahı gibiydi bayrama 2 hafta olmasına rağmen erken gelen bayram sevinciydi sanki. Annemle kahvaltıyı hazırladık, nadiren yediğimiz salçalı ekmeklerden yaptı bize. Kardeşlerimle oynadık. Öğlene doğru içime bir sıkıntı girdi, sanki bütün bayram havasını söküp aldı evimizden. Yanlış hatırlamıyorsam saat öğlen 3 falandı, annem komşudan iki tane patates almaya gitti. Henüz 5 dakika olmuştu gideli, kardeşlerim annemin arkasından ağlamaya başladı. Onlara çikolata alsam belki neşelenirler diye iki sokak ötedeki bakkala gitmeye karar verdim. Kötü bir karar oldu benim için, en büyük keşkem oldu. Ama ne yapabilirdim ki, nerden bilebilirdim? Neyse, dönerken bizim sokağın orada çok yüksek sesli bağrışmalar, çığlıklar duydum. Sokağın başına yaklaştıkça bizim ev ve onun yanındaki evlerden silah seslerini kesin olarak hissediyordum. Bir adım bile atamadım ondan sonra. Buz kesildim, bin bir türlü ihtimal geldi aklıma: annem, kardeşlerim… Ama bir türlü gidemedim oraya. Sokağın başında kalakaldım, damarlarımdaki kana kadar dondu bedenim, ruhum ürperdi. Bir süre sonra koşmaya başladım, var gücümle koştum ve burada buldum kendimi, nerede olduğumu bilemediğim yerde. Cesur olduğumu sanardım bugüne kadar, gerçek ben ile tanışana kadar. Yakıştıramadım bunu kendime, hala da bin bir türlü ihtimal kafamda dört dönüyor. Ama geri dönecek yürek yok bende, ne tür bir manzarayla karşılaşacağım konusu beni ciddi anlamda ürkütüyor. Şimdi de ne keşkelerimi ne acabalarımı atabiliyorum kenara, çektiğim vicdan azabı beni öldürüyor. Ama ne yaparsın, hakettim ben bunları…

İrem Gökçe Yener
İrem Gökçe Yeneriremgokce.yener@gmail.com