BURAYA DİKKAT

Astım

Yazarlar

Basında değişen bir şey yok, daha alınacak çok yol var

31 kez görüntülendi

Türkiye’de yazılı ve görsel medyada Bosna ve Boşnaklar hakkında yapılan yanlışlar bir türlü bitmek bilmiyor. Bir tarafta özensizlik, ilgisizlik diğer tarafta bilgisizlik ve cehalet devam ediyor.

Oğuz Çelikkol, Emekli Büyükelçi, 37 yıl Dışişleri Bakanlığı’nda çalıştı. Hürriyet gazetesinde köşe yazıları yazıyor. Biz kendisini İsrail ile yaşanan krizde İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı ile yaptığı görüşmede alçak sandalyede oturtulması olayı ile tanıyoruz. Türk Dışişleri bürokratlarının dünya standartlarında yetişmiş diplomatlar olduklarına inanıyoruz. Sayın Çelikkol’u da bu grupta görüyoruz.

13 Eylül 2018 tarihli Hürriyet gazetesinde yayımlanan “Balkanlar ve Ortadoğu’da iki gelişme” başlıklı yazısını dikkat ve özenle okuduğumuzda, Balkanlar’da yaşananları özetlemeye çalıştığı yazısında da normal bir köşe yazarının yapabileceği ama bir diplomatın (bir de gazetede bir köşesi varsa) -yapamayacağı- yapmaması gereken hatalar olduğunu görüyoruz. Bunu da karmaşık bir konuyu acele ve bir sayfaya sığdırmaya çalışmasına bağlamak istiyoruz. Aksi takdirde bir paragrafta bu kadar yanlış, kendisi için de çok üzücü.

Yazısının onuncu paragrafında Sayın Çelikkol şunları yazıyor;

“…Yugoslavya Savaşı daha sonra Bosna’da odaklanmaya başlamış, Müslümanların Ortodoks Hıristiyan Sırplar ve Katolik Hıristiyan Hırvatlarla yoğun olarak bir arada yaşadığı Bosna’da savaş, dış müdahalelere ve NATO’nun doğrudan müdahalesine rağmen uzun sürmüş; Bosna Müslümanlara karşı işlenen insanlığa karşı savaş suçlarıyla uluslararası kamuoyunun uzun süre dikkatini üzerine toplamıştır. Bosna da Müslüman, Sırp ve Hırvat federasyonu olarak Dayton Anlaşması’yla 1995 yılında bağımsızlığını kazanmıştır”

Şimdi;

1.Ortodoks Hıristiyan Sırplar ve Katolik Hıristiyan Hırvatlar olarak yazarken niçin Müslüman Boşnaklar yazmak yerine yalnızca Müslümanlar yazdığını anlamadık? Boşnaklar Bosna’da Boşnak olmak için yüzyıllık mücadele verdiler. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti Boşnak dememek için büyük M, küçük “m” yani etnisitesi Müslüman- dini müslüman gibi bir kavram üretti. Ve eski Yugoslavya’da Tito’nun 1974 yılında son noktayı koyması ile Boşnaklar için böyle bir ifade kullanıldı. Oysa 1993 yılında Sarayevo’da toplanan Meclis resmi olarak “Müslüman” yerine “Boşnak” adının kullanılmasına karar vermiş, hem Bosna anayasasında hem de Dayton anlaşmasında Müslüman yerine “Boşnak” kelimesi yer almış ve dünya bunu kabullenmişti.

2.”…NATO’nun doğrudan müdahalesine rağmen uzun sürmüş” diye yazıyor. Bosna’da 1992-95 yılları arasında yaşananlar, NATO doğrudan müdahale etmediği için yaşanmıştır. Ayrıntıları burada yazmam uzun olur, okuyucuların bildiği bir durum. NATO doğrudan müdahale ettiğinde Dayton Anlaşması imzalanmak zorunda kalınmıştır.

3.”…Bosna Müslümanlara karşı işlenen insanlığa karşı savaş suçlarıyla uluslararası kamuoyunun uzun süre dikkatini üzerine toplamıştır” diye yazmış. Oysa ayrıntıları bilen bir diplomat “Bosna Boşnaklara karşı uluslararası toplumun gözetiminde Sırplar tarafından uygulanan soykırım nedeniyle uzun süre dikkatleri üzerinde toplamıştır” diye yazmalıydı.

4.Bosna bağımsızlığını Dayton Anlaşması ile değil, 01.03.1992’de kazandı. Avrupa Birliği tarafından 06.04.1992, ABD tarafından 07.04.1992’de tanındı. Birleşmiş Milletler’e 22.05.1992 tarihinde 757 sayılı kararı ile üyeliğe kabul edildi. Bağımsızlığın Dayton Anlaşması ile sağlandığını yazması konu hakkında bilgilerini tekrar sorgulaması gerektiği anlamına geliyor.

5.Dayton Anlaşmasında Bosna Hersek Devleti; Bosna Hersek Federasyonu ve Sırpsa Republika olarak iki entiteden oluşmaktadır. Kendisinin yazdığı gibi Müslüman, Sırp ve Hırvat federasyonundan değil.

6.Ayrıca 7. paragrafta “…özellikle Bosna Savaşı sırasında soykırım ve savaş suçları işlendiği bugün uluslararası mahkeme kararıyla tespit edilmiş durumdadır” diye yazmakta. Maalesef soykırıma uğrayan Boşnaklardan hiç söz etmemekte! Cümle havada kalmaktadır.

Ankara’daki Dışişleri bürokratlarının Balkanlarda etkili olmak için “Belgrad ile iyi geçinmek” şiarında olduklarını biliyorum. Kendisinin de bu düşüncede olduğunu anlıyorum. Sırplarla, Sırbistan’la iyi ilişkiler içinde olmayı istemek başka, Sırp yanlısı görüşlere taraf olmak başka. Bir diplomatımızın bu çizgiye aşacağını, gerçekleri tersyüz ederek, Sırbofil noktasına varacağını düşünemiyorum.

Basındaki böyle ayrıntılarla uğraşır cevap yetiştirmeye çalışırken ne görelim. Hem yazılı basında (Sözcü gazetesi) hem de görsel ve sözel medyada (radyosport) Beşiktaş’a transfer olan Adem Ljajiç için “Sırp oyuncu” deniliyor, devamlı tekrarlanıyordu. Bu durumda yukarıdaki ayrıntılarla uğraşmamın bir anlamı kalmıyordu.

“Bu kadar cahillik ancak tahsille mümkündür”  sözünü doğrularcasına aynı hatayı yapmayı devam ediyorlar. Sıradan bir futbol/basketbol seyircisini çevirseniz ve sorsanız “hangi futbolcu/basketbolcu Sırp, hangisi Boşnak” diye; alacağınız cevap yüzde yüz doğru olur. Bir bildiğiniz yoksa oyuncunun adına bakarsınız.

Bu durum nasıl düzelecek? Kim düzeltecek?

Görev Boşnakların; tarih, kültür, dil, sanat, folklorik değerlerini korumak, yaşatmak, araştırmak ve belgelemek amacıyla kurulmuş sivil toplum örgütlerine düşüyor. Türkiye’de referans olarak kullanılacak Bosna ve Sancak’taki Boşnaklar sesi olacak, okuyucuları aydınlatacak kitapların Türkçe çevirisinin yayımlanması ve herkes tarafından ulaşılabilir olması sağlanmalıdır.

Bu konu hakkında çalışmalara başlandığını görüyoruz. İlk olarak editörlüğü Nusret Sancaklı, çevirisi Saffet Atalay tarafından yapılan Prof. Dr. Mustafa Memiç’in “Karadağ Boşnak Tarihi” 2016 yılında yayımlandı. 16 Ekim 2018 tarihinde Bosna Sancak Akademik Kültür ve Tarih Vakfı tarafından Prof. Dr. Mustafa İmamoviç’in “Boşnakların Tarihi” kitabı yayımlanacak.

Buna rağmen daha çok alınacak yol var.

Adem Fazlıoğlu
Adem Fazlıoğluadem@ademfazlioglu.com