BURAYA DİKKAT

Astım

Yazarlar

Alijasız Boşnaklık peşinde koşanlar var

143 kez görüntülendi

Günümüzde “Alija İzetbegoviç’in düşlediği Bosna Hersek yerine keşke hiç savaşmasaydık” diye düşünen Boşnak sayısı azımsanamayacak boyutlarda olabilir. Bir düşüncenin elle tutulur destekçiye sahip olması, o düşüncenin hastalıklı olmasına mani değildir.

Dünyanın önünde saygıyla eğildiği bir düşünce insanının yolundan yürümek, Boşnaklık davasının mücadelesini vermek yerine; kendini esen rüzgara teslim etmek isteyenlere ve “Yugoslavlığın suyu mu çıktı?” diye düşünenlere kim ne söyleyebilir ki?

Zor elbette mücadele etmek! İşin kolayı dururken… Tıpkı çapsız bir karakterin memurluğa kapak atıp etliye sütlüye, çevresinde olup bitene karışmadan aybaşında maaşı beklemesi gibi. Oysa düzenin yanlışlarına başkaldırıp, kırıp dökmeden ama dik duruşundan da ödün vermeden bir bayrak taşımak zahmetli iştir. Bedeli vardır, o bedel de büyüktür.

“Amma da caz yaptın be kardeşim” diyenleri duyar gibiyim. Hayır efendim, cazı ben yapmıyorum. Boşnak cazı şu sıralarda başka yerlerde meraklılarını bekliyor.

Neyse…

Her yıl 19 Ekim geldiğinde, yüreği Bosna Hersek ve Boşnaklarla atanlar için bir burukluk meydana gelir. Alija İzetbegoviç’in fani alemden göçüp gidişinin yıl dönümünde değeri biraz daha fazla gündeme gelir, konuşulur, anlatılır. Konferanslar düzenlenir, onu tanıyan, bilen, birlikte yürüyen insanlar gelir ve anlatırlar Alija’yı…

Tanımak, anlamak, kavramak isteyenler için Türkiye bazen Bosna’dan daha fazla “Alija’nın memleketi” olabiliyor. Ve bir Boşnağın böylesine derin izler bırakması tarihe ve insanlığa; bir Boşnak olarak bana büyük haz veriyor.

Herkes bu hazzı yaşıyor mu? Elbette hayır!

Boşnak kimliğiyle hasbelkader sosyal bir statü kazanmış, sözümona bir temsil içinde yer alanlar var hayatımızda. “Alija” demekten, “Boşnakların lideri” demekten öylesine kaçınıyorlar ki; ellerinden gelse o hümanist(!) kimliklerini bir süreliğine bırakıp Alija İzetbegoviç gerçeğini Boşnakların hayatından, tarihinden, anılarından söküp atacaklar.

İmkanları olsa düzenleyecekleri her etkinliği “Alijasız bir Boşnaklık” temeline oturtup böylesine bir kültür ve kimlik pazarlaması derdine düşecekler. Güçleri yetse Alija’yı tıpkı Miloşeviç, Mladiç ve Karadziç gibi savaş suçlusu ilan edip tarihteki “katiller ve soykırımcılar” sayfasına gönderecekler.

Kendisini “her şeyin doğrusunu biz biliyoruz” diye konumlandıranlara karşı Alija “Özgürlüğe Kaçışım – Zindandan Notlar” kitabında aynen şöyle diyor:

“Aptal bir köylüden bahsedilip bahsedilemeyeceğini bilemiyorum. Aptallık, sözde aydın olan ahmaklarda çok daha yaygındır. Bu, aptallığın en tiksindirici ve en açık biçimidir. Sahte bilginlik, aptallığı gizlemekten ziyade ifşa eder. Aptallık orada en vazıh şekliyle mevcuttur. Bu tür bir aptallığı köylülerde asla görmedim.”

Güçleri yeter mi? Belki şimdilik mümkün görünmüyor. Ama bu onların vazgeçecekleri anlamına gelmez. Çabalamaya devam edecekler. Bilinçaltı ya da bilinçüstü “Yugoslavlık Alija’nın Boşnaklığından daha iyidir” mesajlarını vermeyi sürdürecekler. Kültür adı altında sokağımızdan bile geçmeyen öğelerle girecekler hayatımıza. Tarih adı altında yakın tarihin gerçeklerinden soyutlanmış kavramlarla gezecekler mahallelerimizde. Müzik adı altında devşirme melodilerle “haydi bize katılın” diyecekler. Ama hiç vazgeçmeyecekler!

Peki biz ne yapacağız? Yan gelip yatarsak dolaylı olarak onların safına katılmış oluruz. Alija’yı ve onunla birlikte verilen bu mücadeleyi daha yakından tanıyacağız.

Mesela 19 Ekim’de Bağcılar’da onun silah ve dava arkadaşlarıyla buluşup muhteşem bir akşam geçireceğiz.

“İstanbul’a ben nasıl geleyim de dinleyeyim?” diye dertlenen İzmirli kardeşlerimiz ise bu fırsatı 20 Ekim’de kaçırmayacaklar…

Alija’nın kitapları mı… Her yerde var; yeter ki ulaşmak, okumak, tanımak isteyin!

Hüseyin Agoviç
Hüseyin Agoviçnovinar@hotmail.com